Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "Nip/Tuck Ronnie Chase Promo yayınlandı.."


elfiya köşesi

Etiketler: ,

ABD'nin Osmanlı'ya(Türkiye'ye) vergi vermeyi kabul ettiği bir anlaşma varmış. Anlaşmanın ABD kaynaklı metni burada. Anlaşma ile türkçe bilgi burada

 | 2 yorum var 
 | 08 Şubat 2006 23:58 


Etiketler: ,

7-8 ay kadar önce Bildirgeç'de yazmaya karar verdim. Okuyucularını bilmem ama Bildirgeç yazarları benden çok farklı düşünüyor, farklı referanslara başvuruyordu. Bu benim için, belki de onlar için de bir fırsattır dedim. Çünkü bugüne kadar görüş bildirdiğim platformlarda bulunan kişilerin değerleri, referans noktaları ve düşünce tarzları benimkine çok benziyordu. Eleştiriler o kadar fasit dairede dönüp duruyordu ki, ben de Bildirgeç bir fırsattır dedim. Farklı görüşler ile görüşlerim buluşsun, eleştirilsin dedim.

Bu kısa sürede Bildirgeç yazarlarının yapıcı ve nezaket dairesindeki eleştirileri niyetimi tasdik etti ve yazmaya devam ettim. Arkadaşlar daha çok sanat, teknoloji, deneme denilebilecek türde yazılar yazıyordu ki bu da benim için ayrı bir kazanç noktasıdır. Ben de dedimki politik meselelerde yazayım. Hem Bildirgeç'de buna engel bir beyan görmemiştim. Aradım taradım en uygun bölüm günlük geldi. Dedim ki burada yazayım. Ve yazmaya başladım. Neyi? Düşüncelerimi. Düşünceleri anlatmak için ne kullandım? Bazı kavramları ve değerleri.

 | 1 yorum var 
 | 06 Şubat 2006 12:39 

Etiketler: ,

İlgilenenler için: Türkiye de faaliyet gösteren gösteren Danimarka firmaları burada.

Ayrıca burada da Danimarka menşeili markalar var.

 | 51 yorum var 
 | 05 Şubat 2006 02:09 

Özellikle Hristtiyan Avrupa, son yıllarda meydana gelen ve din temelli olduğu iddia edilen toplumlar ve devletler arasındaki küresel çaptaki anlaşmazlıklar ve çatışmalara sıkça sahne oluyor. Bu durum adamların kinlerini kusmaları için iyi bir zemin hazırlıyor. Son olay ise bildiğiniz gibi Muhammed'e hakaret eden karikatürler... Yazmak asıl yazmak istediğim bu değil. Şu:

Aramızda birileri var ki, sürekli Ehli Kitap ile diyalog ve hoşgörü faaliyetleri yürütüp kendilerince dünya üzerinde barışı tesis etmeye çalışıyorlar! İşte bunlardan bu olayla ilgili bir tek çıt bile duyamadık. Ne gazetelerinde ne de televizyonlarında. Haberi güncel sıradan bir haber olarak verdiler. Yorum ise zaten yok, kardeşlerini incitmek istemiyorlar herhalde.

 | 34 yorum var 
 | 03 Şubat 2006 09:51 

Farklı kültürleri, toplumları ve mahalli birimleri birarada tutan ve bir millet yapan toplumsal bağları, ulus devlet kurma süreci ile paramparça ettik. Bağından boşanan herbir toplulukta kendi ulus bilinci uyandıran bu süreç, Kürtler'de başdöndürücü bir gelişme sağladı. Diğerlerini saymaya lüzum bile yok. Yedisinden yetmişe her bireyiyle, "Kürdüm, Kürt Milleti'ndenim, Kürt Devleti isterim" ifadesinde hayat bulunan "ulusal uyanışla" ihya edilen bu toplum, tarih boyunca idaresi altına girdiği otoritenin kimliği ile kendini tekrar tekrar diriltmiştir. Bugüne kadar Abbasiler, Selçuklular, Memlükler ve Osmanlı idaresinde kimi zaman mazlum kimi zaman baştacı, kimi zaman yoldaş olmuşlar. Bugünlerde ise Irak'ın Kuzeyi'nde fiili bir devlete sahip soydaşları ve arkasındakiler başka bir yol gösteriyorlar; bu ifadeden sonra bugünlerde hangi kimlikle kendilerini diriltikleri rahatça anlamak daha kolay.

 | 1 yorum var 
 | 16 Kasım 2005 23:27 


Fransa'da çıkan son olaylar Batı dahil herkesi şaşkına çevirmiş (!) durumda. Çoğulculuğun, ulus devletin, modern hukukun beşiğine ateş düşmüş. Ateşi yakan ve küreleyen yine o kara derili, müslüman vb. "ötekiler". En hafif resmi ifadesiyle -pislikler- ve -serseriler-. Batı, umudumuz, geleceğimiz; "ötekinin" aradığı dünya cennetinin dört başı mamur kimliği. Ateşe verilmiş ötekiler tarafından...

Çarpık Çağ

 | 1 yorum var 
 | 09 Kasım 2005 23:18 

Son yıllarda Aleviliğin İslam dışı bir felsefe ve yaşam biçimi olduğu iddiaları gündeme getirilmekte. Hz. Ali dahi sonradan eklenmiş biz cüzdür bu felsefe için.

İşte yeni bir haber daha. Bu haberde geçen şu ifadeyi nasıl yorumlamak gerek? "...1982 Anayasası'nda da din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili hükümler yer almasına karşın bütçeden sadece İslam anlayışına para aktarıldığını ..."

Bir devlet kurumunun yanlış uygulamaları, yada bir devletin bir ilkeyi ruhuna aykırı olarak ve paradokslar yaratacak şekilde uygulaması, yada bir meşrebin siyasallaşma yolunda kendi aslını yozlaştırması, yada küreselleşmenin mikro sosyal yapılara özerklik kazandırma dinamiğinin bir örneği, yada Türkiye ölçeğinde devlet ve millet olma niteliğini tesis eden ortak paydaların ortadan kalkması sonucu ayrışan bir başka alt kültür yapısı... vb. gibi cevaplar olabilir.

 | 16 yorum var 
 | 21 Eylül 2005 16:39 

Ömer Lütfi Mete'nin güzel bir makalesi var aşağıda. Özünde uygulamayı değil değerlerimizi ve değerlerimizle olan ilişkilerimizi irdeleyen makale birey ve toplumumuzun kültürel çarpıklığı ortaya koyması açısından dikkate değer görünmektedir.

Hasta Türk'ün töresi: Dosta şahin, düşmana güvercin!

Martin Bouma adlı felçli bir Hollanda vatandaşının A. Ü. Tıp Fakültesi'nde Profesör Haluk Deda'nın gerçekleştirdiği kök hücre nakli ile yürümeyi başarması, ülkede ve çevrede bunca kötülükler yaşanırken iç açıcı bir haber. Sağlığına kavuşan bu misafirimizin bir sözü ise eğer yaygın gerçeği yansıtıyorsabüsbütün ferahlatıcı: - Ülkemde bir ' vaka ', Türkiye'de ise ' insan ' olarak görüldüğüm için yürüyor, konuşuyor, tat alabiliyorum. Yıllar yılı hep neden şikâyet ettik? - Devlet vatandaşları adam yerine koymuyor. - Memurlar halka hor davranıyor. - Hastalarımıza insan muamelesi yapılmıyor. Özellikle bu sonuncu maddeyi ne kadar işlemişizdir? Hele Batı ülkelerindeki hastanelerin temizliğinden başlayan mukayeseci öykülerimiz neredeyse bir destan kültürü oluşturmuş, oralardaki tıp insanlarını tanımayanlarımıza melek gibi göstermiştir. Doğrusu şahsen bu mukayeseleri çürütecek değil, aksine büyük ölçüde onaylatacak türden gözlemlere sahibim. Buna karşılık, ömrüm ülkemin hastanelerinde ' insan yerine koymayıcı' uygulamalarla boğuşarak geçmiştir. Öyleyse bu Hollandalı Martin Bouma başka bir diyardan mı bahsediyor? Yoksa zaman ve mekân algımızda bir bozulma mı var? Zihnimiz alt üst oluyor ve geriye bakıyoruz; batı ülkelerinde akıl hastaları yakılırken atalarımızın onları musiki ile tedavi ettiklerini görüyoruz! Bazı Avrupalı seyyahların hatıralarına kulak veriyoruz; ' on bin Türk camiden dağılırken en küçük bir kargaşa ve gürültü yaşanmıyor ama bizde on tane Alman bir araya gelse ortalık velveleye boğulur' diyenlerin şaşkınlıklarını duyuyoruz. Rüyada mıyız, neyiz; bu Hollandalı gerçekten Türkiye'den mi bahsediyor? Hollanda'da sadece ' vaka' muamelesiyle karşılaşan kişi burada ' insan' olarak görüldüğü için sağlığına kavuştuğunu söylüyorsa neye hükmedeceğiz? Çok kısa zamanda mucizemsi bir değişimle aslımıza mı döndük? Tek bir hastanede ve bir kürsüde yaşanan ileri düzeyde insancıl bir istisnai tıp etkinliği ile mi karşı karşıyayız? Yoksa değişen bir şey yok da, sadece bir Avrupalıya uygulanan özel muamele mi söz konusudur? Elbette bir Hollandalıya bunu söyletebilmek hoş. Hatta sadece ona söyletebilmiş de, başkalarında genellikle aksi duygu uyandıramamışsak dahi hoş. Fakat bu örnek, bizim gerileme sürecimize damgasını vurmuş temel kişilik zaaflarımızdan ' kendi insanına şiddetli, başkalarına yumuşak' davranma huyumuzun bir yansıması ise hoş değil, boş bir haber! Şüphesiz yabancıya, özellikle de misafire karşı olabildiğince iyi davranmak hem töremizin, hem de dinimizin gereği! Ancak bu yönde duyarlı davranabilirken kendi insanımıza sevgisiz ve saygısız yaklaşmamız ağır bir hastalık değil mi? Kur'anı Kerim Müslüman kişiyi tanımlarken ' kafirlere (düşman ettiklerinde) karşı şiddetli, kendi aralarında ise yumuşak' ifadesini kullanır, ' inananlara karşı alçakgönüllü, inanmayanlara karşı mağrur' diye ölçü koyar. Oysa yüzde 99'u Müslüman (?!) bilinen bu toplumda ' el iyisi' olma dürtüsü derin ve sinsi bir kasırga gibi herkesi etkiliyor. Kendi insanına hor bakıp başkalarına şirin görünme hastalığı öylesine yaygın ki, kitlelerin nabzını çok iyi tutabilenleri bile pençesine alıyor. Mesela Erdoğan, Diyarbakır ziyaretinde kendisine pankart açan PKK'lılar karşısında ' daha fazla demokrasi' vaatlerinde bulunacak kadar hoşgörülü davranabilirken, başka bir yerde ' fabrika istiyoruz' diyen vatandaşa ' devletin sırtından geçinme devri bitti' diye fırça atabilmektedir. Oysa PKK'lılar her durumda ona düşmandırlar, beride fabrika isteyen vatandaş ise ya taraftarı veya taraftar adayıdır. Belki de Batı'nın üstünlüğü, Kur'anı Kerim'in ' birey tanımı'ndaki hikmeti kendine uyarlamasındandır: - Başkalarına karşı şahin, kendi insanına güvercin. Bizim alçalışımız da, kendi hikmetimizi tersyüz etmemizden: - Başkalarına karşı güvercin, kendimize karşı şahin!

 | 0 yorum var 
 | 13 Eylül 2005 10:21 

bildirgec.org bölümleri
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

pilli ilan

yazar hakkında

elfiya hakkında daha fazla bilgiyi profilinde bulabilirsiniz.

pilli ilan

bildirgecinfo

bildirgec.org içeriği kullanıcıları tarafından üretilen kolektif bir blogdur.

RSS Dosyası
pillikutu